Gözlemlenir Gerçekler

20.01.2017 - 01.03.2017

Algı sistemlerimiz, algılanamayacak olguların algılanabilir kılındığı bir sistem içerisinde olmak üzere programlıdır. Ölçü ve birime dair olan kavramların kendi içinde bir referans oluşturan gerçekliklerden ibaret olduğunu düşünürsek, gerçeklik kavramının göreceliliği ve gerekliliği arasında ince bir çizgide var olur insan.

Sonsuzluğu hayal ederek sonu yaşarız, sonsuzluğu hayal edebildiğimiz için an’ı yüceltiriz. Soyut kavramları somutlaştırmak onları ölçülebilir, algılanabilir kılar. Gerçekliği algılama ve onunla oynama şeklimiz budur. Dört dörtlük olan şey, mükemmel değildir, mükemmellik olgusunun da bir hayal ürünü olması gibi, kusursuzluk ölçülerin mükemmelliğinden değil, soyut olandan gelir.

Sergi mekanı, her sanatçı için beş ayrı alana bölünmüştür. Bu anlamda mini solo’lardan oluşan sergi, her sanatçının kendi özgünlüğünü değerlendirmesinin yanı sıra güncel ve şu an’a ait olanın izlerini sürmeyi hedefler.

Mutlu Aksu, işlerinde, içinde aslında bir ölçü birimi barındırmayan doğanın kendisinden malzemeler kullanıyor. Sanatçı, değişen doğal çevrenin sınırları, formları, insan üzerinde yarattığı algı gibi değişkenler üzerine odaklanarak, bu bağlamda ürettiği çalışmalarında doğanın kendisi ve onun temsillerini oluşturan kavramları tekrardan bir sorgulama süreci içerisine giriyor.

Eren Bayrak, işlerinde çoklu üretim için geliştirilen görsel algılama biçimlerini sorguluyor. Çoğunlukla görsel medyadan toplamış̧ olduğu hazır imgelerin kompozisyon ve grafik değerleriyle oynayarak bu imgeleri manipüle eden ve farklı bir bağlama yerleştiren sanatçı özgün konumlarından koparılan bu imgeleri farklı medyumlar kullanarak yeniden inşa ediyor ve yeni anlamlar yaratıyor. Bu açıdan kitle iletişim araçlarının holografik yansımalarına göre şekillenen görsel gerçekliğimizi sorguluyor.

Irmak Canevi'nin heykel çalışması, mekanı tanımlayan duvarlara mesafeli duruşuyla beraber iki farklı yüzeyinde kurgulanan zıt işlemleri ayakta tutan, mimari işlevlerinden arındırılmış bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Duvarı delip geçen demir çubuklar üzerinde kurgulanan denge oyunlarıyla yapının ön yüzündeki hafiflik yansıtılırken arka yüzünde ağır bir hesaplaşma gizleniyor. Karşıt unsurların dengesi ile yaşanan akrobasinin benzeri duvara yerleştirdiği çizimlerle de devam ederek bütünsel bir yaklaşım içerisinde bölünüyor.

Özcan Saraç, interaktif ses yerleştirmesi ile algılanamayan olanı algılanabilir kılmaya yönelik araştırmalar yaparken, insanın çok yönlü algılama becerisini yorumlayan bir deneyim yaratıyor ve insanın bilinç düzeyini bu farklı algı sistemleri üzerinden sorguluyor. Algılanamayacak kadar uzun ve büyük bir asal sayının, algılanma biçimini değiştirerek onu bir sese dönüştüren sanatçı, bu sayıyı, kendi deneyimleyebileceğimiz, dolayısıyla idrak edebileceğimiz bir hale getirirken, insanın hayal etme ve idrak etme biçimlerini sorguluyor. Gerçekliğimizin bir parçası haline getirdiğimiz veya getiremediğimiz unsurların yapısını betimlerken, aynı zamanda ‘insan’ sistemini irdeliyor.

Ezgi Tok, sergiye ve mekana özgü olarak ürettiği işinde, karıncanın belirli uzunluktaki duvar boyunca kat ettiği yolu baz alarak karıncanın o mesafeyi tamamlayışını kayıt altına alıyor. Sanatçı, karıncanın performansı sırasında attığı her adımı bir değer olarak kabul ediyor ve bunun sonucunda ortaya çıkan birimleri yeni bir ölçü değeri olarak kullanarak duvarı yeniden tanımlıyor.

Sanatçı, santimetre-değer-biçiminden oluşan gerçekliğin önüne bir cetvel gibi karıncayı koyarak, fiziksel niceliklerin ifade edilmesinde kullanılan standart bir ölçü ile düzensiz, ölçüsüz, an’a özgü sistemi karşılaştırıyor ve bu iki gerçek unsurunun karşılıklı birbirlerini değerlendirmesine aracılık ediyor. Ölçen ve ölçme aleti (ölçme sistemleri) arasındaki ilişki yeniden ele alınıyor.

SanatçılarMutlu AksuEren BayrakIrmak CaneviÖzcan SaraçEzgi Tok