Sergiler

EN

Gelecek Sergiler

   Güzeşte    Gorchakov Tarkovsky Nostalghia’sında konuşulmayan hislerin unutulduğundan bahseder. Belki de o hisleri tarihe yazmak ve unutmamak için sürekli onlara tutunmaya çalışırız. Çoğu zaman nesneler aracılığı ile bu bağlantıyı canlı tutarken, bazen bir mezar taşı bile bu işlevi görebilir. Sergide, sanatçıların kullandıkları nesneler ile geçmişlerine doğru bir bağ kurduklarına ve onun iyileştirici gücüne inandıklarına tanık oluyoruz.

Güzeşte

Gorchakov Tarkovsky Nostalghia’sında konuşulmayan hislerin unutulduğundan bahseder. Belki de o hisleri tarihe yazmak ve unutmamak için sürekli onlara tutunmaya çalışırız. Çoğu zaman nesneler aracılığı ile bu bağlantıyı canlı tutarken, bazen bir mezar taşı bile bu işlevi görebilir. Sergide, sanatçıların kullandıkları nesneler ile geçmişlerine doğru bir bağ kurduklarına ve onun iyileştirici gücüne inandıklarına tanık oluyoruz.

   Sonsuz Küçük Sonsuz Büyük    Yüksel Dal, anın etkisiyle spontan bir şekilde gerçekleştirdiği işlerinde ilkel ya da çağdaş figürleri, insanları, tanrıları, cadıları, büyücüleri, kralları, köleleri kendi belleğinden kağıda aktarıyor. Çizgiyi başlangıç noktası olarak alan sanatçı, çizim sürecinde kendini çizgiye teslim ederek, çizginin götürdüğü yere odaklanıyor.

Sonsuz Küçük Sonsuz Büyük

Yüksel Dal, anın etkisiyle spontan bir şekilde gerçekleştirdiği işlerinde ilkel ya da çağdaş figürleri, insanları, tanrıları, cadıları, büyücüleri, kralları, köleleri kendi belleğinden kağıda aktarıyor. Çizgiyi başlangıç noktası olarak alan sanatçı, çizim sürecinde kendini çizgiye teslim ederek, çizginin götürdüğü yere odaklanıyor.


Devam Eden Sergiler

   Tekrar Tekrar    Bazen sanatçı üzerinde çalıştığı konuların/imgelerin anlamlarını pekiştirmek, bazen de bir anlamı gizlemek üzere bu imgeleri çoğaltarak çeşitli kompozisyonlar oluşturur. Sergi, sanatçıların bu arayışlarını sorgularken, tekrar eden imgelerin meditatif büyüsüne ve ritmine bizi sürüklemeyi amaçlamaktadır.

Tekrar Tekrar

Bazen sanatçı üzerinde çalıştığı konuların/imgelerin anlamlarını pekiştirmek, bazen de bir anlamı gizlemek üzere bu imgeleri çoğaltarak çeşitli kompozisyonlar oluşturur. Sergi, sanatçıların bu arayışlarını sorgularken, tekrar eden imgelerin meditatif büyüsüne ve ritmine bizi sürüklemeyi amaçlamaktadır.

   More Than Two    Bu sene Eylül ayında kuruluşunun 10. yılını kutlayan Jealous Baskı Stüdyosu, İngiltere’de birçok sanatçının özgün baskı teknikleri ile tanışmasını sağlarken, üretim konusunda her zaman sanatçılara destek olan bir kurum oldu. 2015 yılında ilki gerçekleştirilen ‘Printed’ sergi serisinin önemli bir parçası olan baskı stüdyosundan sanatçıların yer aldığı sergide güzel bir serigrafi baskı seçkisi bizi karşılıyor.

More Than Two

Bu sene Eylül ayında kuruluşunun 10. yılını kutlayan Jealous Baskı Stüdyosu, İngiltere’de birçok sanatçının özgün baskı teknikleri ile tanışmasını sağlarken, üretim konusunda her zaman sanatçılara destek olan bir kurum oldu. 2015 yılında ilki gerçekleştirilen ‘Printed’ sergi serisinin önemli bir parçası olan baskı stüdyosundan sanatçıların yer aldığı sergide güzel bir serigrafi baskı seçkisi bizi karşılıyor.

Geçmiş Sergiler

   Son Çağrı    Mixer, 14 Eylül – 20 Ekim 2018 tarihleri arasında Alican Leblebici’nin ‘Son Çağrı’ isimli kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının beden, sınır ve güvenlik politikaları üzerine kurguladığı, 20. yy’ın gerçeklerine dayanan sergi; geçmiş, gelecek ve bugünün korkularını ele alarak bu korkularla yüzleşmenin yollarını arıyor. İktidarlar tarafından şekillenen kişisel korkuların, günden güne büyüyerek kitlesel korkulara dönüşümünü ana odağına alan bu sergi, izleyiciye korkuların betimlenmesi ve hesaplaşılması üzerine bir bakış açısı sunuyor.

Son Çağrı

Mixer, 14 Eylül – 20 Ekim 2018 tarihleri arasında Alican Leblebici’nin ‘Son Çağrı’ isimli kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının beden, sınır ve güvenlik politikaları üzerine kurguladığı, 20. yy’ın gerçeklerine dayanan sergi; geçmiş, gelecek ve bugünün korkularını ele alarak bu korkularla yüzleşmenin yollarını arıyor. İktidarlar tarafından şekillenen kişisel korkuların, günden güne büyüyerek kitlesel korkulara dönüşümünü ana odağına alan bu sergi, izleyiciye korkuların betimlenmesi ve hesaplaşılması üzerine bir bakış açısı sunuyor.

   Yakınlaşma    Mixer, 14 Eylül – 20 Ekim 2018 tarihleri arasında doğa ve zihin arasındaki bağlantıya odaklanan üç fotoğraf sanatçısını bir araya getiriyor. Doğanın işleyiş biçimini algılamaya çalışırken zihnimiz biz farkında olmadan bu olay örgüsünü farklı devrelerin yardımıyla çözümler. Genel olarak bilinen akıl yürütme sürecinden farklı olarak beynimizdeki bu şaşırtıcı çözümleme yeteneği ‘’örüntü algısı’’ ile ilgilidir.

Yakınlaşma

Mixer, 14 Eylül – 20 Ekim 2018 tarihleri arasında doğa ve zihin arasındaki bağlantıya odaklanan üç fotoğraf sanatçısını bir araya getiriyor. Doğanın işleyiş biçimini algılamaya çalışırken zihnimiz biz farkında olmadan bu olay örgüsünü farklı devrelerin yardımıyla çözümler. Genel olarak bilinen akıl yürütme sürecinden farklı olarak beynimizdeki bu şaşırtıcı çözümleme yeteneği ‘’örüntü algısı’’ ile ilgilidir.

   Mixer Sessions III    Kurulduğu günden bu yana genç sanatçılara çalışmalarını gösterebilecekleri bir alan açmayı ve sanatı herkese ulaştırmayı kendisine hedef olarak seçen Mixer, sanat eğitimi veren fakültelerin son sınıf, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yaptığı açık çağrı ile  Mixer Sessions  sergi serisinin üçüncüsünü bu sene  8 Haziran  ve  4 Ağustos  tarihleri arasında gerçekleştiriyor.

Mixer Sessions III

Kurulduğu günden bu yana genç sanatçılara çalışmalarını gösterebilecekleri bir alan açmayı ve sanatı herkese ulaştırmayı kendisine hedef olarak seçen Mixer, sanat eğitimi veren fakültelerin son sınıf, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yaptığı açık çağrı ile Mixer Sessions sergi serisinin üçüncüsünü bu sene 8 Haziran ve 4 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştiriyor.

   Eda Soylu - Anneannemin Evinden Kalanlar     “Anneannemin Evinden Kalanlar” ,  Eda Soylu ’nun gidenin ardında oluşan boşluğu, arkasında bıraktığı ev, eşyalar ve gölgeler üzerinden algılayabilme çabasıdır. Sanatçı, anneannesinin evinden kalan parçalar ile hafızada kalanları pekiştirirken, gideni eşyalar vasıtasıyla anmanın, eşyalarda aramanın şiirselliğini ortaya koyar.

Eda Soylu - Anneannemin Evinden Kalanlar

“Anneannemin Evinden Kalanlar”, Eda Soylu’nun gidenin ardında oluşan boşluğu, arkasında bıraktığı ev, eşyalar ve gölgeler üzerinden algılayabilme çabasıdır. Sanatçı, anneannesinin evinden kalan parçalar ile hafızada kalanları pekiştirirken, gideni eşyalar vasıtasıyla anmanın, eşyalarda aramanın şiirselliğini ortaya koyar.

   Printed '18    Sanatın ulaşılabilir olması gayesiyle yola çıkan Mixer, 2014 yılından itibaren her sene farklı baskı teknikleri ile üretilmiş orijinal baskı eserlerin yer aldığı Printed sergi serisine ev sahipliği yapıyor. Bu sene 1900’lü yıllardan günümüze uzanan bir aralıkta hazırlanan seçki, litografi, serigrafi ve gravür başta olmak üzere farklı baskı tekniklerini ve Fotoğraf Uygulama ve Araştırma Merkezi (FUAM) atölyelerinde oluşturulmuş olan fotokitaplar ile Komet ve Bengisu Bayrak’ın sanatçı kitaplarını bir araya getirerek baskının tarihçesine odaklanıyor.

Printed '18

Sanatın ulaşılabilir olması gayesiyle yola çıkan Mixer, 2014 yılından itibaren her sene farklı baskı teknikleri ile üretilmiş orijinal baskı eserlerin yer aldığı Printed sergi serisine ev sahipliği yapıyor. Bu sene 1900’lü yıllardan günümüze uzanan bir aralıkta hazırlanan seçki, litografi, serigrafi ve gravür başta olmak üzere farklı baskı tekniklerini ve Fotoğraf Uygulama ve Araştırma Merkezi (FUAM) atölyelerinde oluşturulmuş olan fotokitaplar ile Komet ve Bengisu Bayrak’ın sanatçı kitaplarını bir araya getirerek baskının tarihçesine odaklanıyor.

   Tesbihte Hata Olmaz    Teşbih, iletişimin en eski ve yaygın ironi yapma araçlarından biridir. Kimi zaman söz sanatını oluştururken, kimi zaman iğneleme ve yerme için gündelik dile yeni olanaklar kazandırır. “Teşbihte hata olmaz” deyişi, bu günlük kullanımıyla konuşma bağlamını korunaklı bir alana alır. “Teşbihte Hata Olmaz” sergisi ise yazıya geçirilmiş sözün görsellikle birleştiği noktalarda teşbihin kazandığı yeni anlamlara bakmayı hedefliyor.

Tesbihte Hata Olmaz

Teşbih, iletişimin en eski ve yaygın ironi yapma araçlarından biridir. Kimi zaman söz sanatını oluştururken, kimi zaman iğneleme ve yerme için gündelik dile yeni olanaklar kazandırır. “Teşbihte hata olmaz” deyişi, bu günlük kullanımıyla konuşma bağlamını korunaklı bir alana alır. “Teşbihte Hata Olmaz” sergisi ise yazıya geçirilmiş sözün görsellikle birleştiği noktalarda teşbihin kazandığı yeni anlamlara bakmayı hedefliyor.


   Mitler    Mixer, Mediha Didem Türemen'in ikinci solo sergisi "Mitler"i, 3 - 23 Nisan 2018 tarihleri arasında Adahan İstanbul'daki tarihi sarnıçta gerçekleştiriyor. Sanatçının değişime zorlanan doğanın oluşturduğu durumları ele alan çalışmaları, fotoğrafın tanıklık ettiği zamanın dışında kurulan düşsel zamanı senaryolaştırmaya odaklanıyor. Çalışmalarını sinema, fotoğraf ve gravür alanlarında sürdüren sanatçı, "Mitler" ile değişen iklim koşulları ve öngörülemeyen doğa olayları sebebiyle gerçeküstü anlara tanıklık eden insanın, yeni inanç hikayeleriyle beliren efsanelerini anlatıyor.

Mitler

Mixer, Mediha Didem Türemen'in ikinci solo sergisi "Mitler"i, 3 - 23 Nisan 2018 tarihleri arasında Adahan İstanbul'daki tarihi sarnıçta gerçekleştiriyor. Sanatçının değişime zorlanan doğanın oluşturduğu durumları ele alan çalışmaları, fotoğrafın tanıklık ettiği zamanın dışında kurulan düşsel zamanı senaryolaştırmaya odaklanıyor. Çalışmalarını sinema, fotoğraf ve gravür alanlarında sürdüren sanatçı, "Mitler" ile değişen iklim koşulları ve öngörülemeyen doğa olayları sebebiyle gerçeküstü anlara tanıklık eden insanın, yeni inanç hikayeleriyle beliren efsanelerini anlatıyor.

   Hayvanların Tarafı    Adını  Nazlı Karabıyıkoğlu ’nun  Hayvanların Tarafı  adlı hikaye kitabından alan bu sergide bir araya gelen işler insandan ve uygarlıktan uzaklaşıp hayvan ve tabiata dair ihtimallere odaklanıyor. İnsanın karşısında insan-dışını, uygarlık karşısında uygarlık-dışını düşünmeye çalışan bu işler insan merkezci bir bakıştan kurtulup yabana ve doğaya yönelerek yeni bir bakış öneriyorlar.

Hayvanların Tarafı

Adını Nazlı Karabıyıkoğlu’nun Hayvanların Tarafı adlı hikaye kitabından alan bu sergide bir araya gelen işler insandan ve uygarlıktan uzaklaşıp hayvan ve tabiata dair ihtimallere odaklanıyor. İnsanın karşısında insan-dışını, uygarlık karşısında uygarlık-dışını düşünmeye çalışan bu işler insan merkezci bir bakıştan kurtulup yabana ve doğaya yönelerek yeni bir bakış öneriyorlar.

   Art Stage Singapore 2018    Mixer, 25 - 28 Ocak 2018 tarihleri arasında düzenlenen Asya kıtasının önde gelen çağdaş sanat fuarı Art Stage Singapur’a Berkay Bugdan, Sibel Kocakaya ve Alican Leblebici ile gidiyor. Geçtiğimiz iki sene boyunca Bugdan’ın solo sergisiyle Art Stage’de izleyiciyle buluşan Mixer, bu sene üç farklı sanatçıyı  “Güzellik: Tamamen Perspektif hakkında mı?”  başlıklı bir tema altında birleştiriyor.

Art Stage Singapore 2018

Mixer, 25 - 28 Ocak 2018 tarihleri arasında düzenlenen Asya kıtasının önde gelen çağdaş sanat fuarı Art Stage Singapur’a Berkay Bugdan, Sibel Kocakaya ve Alican Leblebici ile gidiyor. Geçtiğimiz iki sene boyunca Bugdan’ın solo sergisiyle Art Stage’de izleyiciyle buluşan Mixer, bu sene üç farklı sanatçıyı “Güzellik: Tamamen Perspektif hakkında mı?” başlıklı bir tema altında birleştiriyor.


   Uyuyor Musun?    Sanatçı, kendisini figür edindiği fotoğraflarını farklı mekanlarda çekerek bu görüntüleri üst üste yerleştirir. Bu müdahaleyi mekanları soyutlaştırmak üzere kullanır. Bedenin ve mekanın geçiciliği ile mekana ait olmama durumuyla ilgilenen Kaya, arayışı boyunca sorduğu soruları kendisi ve izleyici için vurgular: Kıyafeti giyen benim ama ben kimim? Ben Ben’im. Aynayım.

Uyuyor Musun?

Sanatçı, kendisini figür edindiği fotoğraflarını farklı mekanlarda çekerek bu görüntüleri üst üste yerleştirir. Bu müdahaleyi mekanları soyutlaştırmak üzere kullanır. Bedenin ve mekanın geçiciliği ile mekana ait olmama durumuyla ilgilenen Kaya, arayışı boyunca sorduğu soruları kendisi ve izleyici için vurgular: Kıyafeti giyen benim ama ben kimim? Ben Ben’im. Aynayım.

   Misafir: Umulmadık    Serginin 'misafir'i olan isimler, kendi disiplinlerinden beslenen sanat anlayışlarını yeni bir dil üzerinden dışa vuruyorlar. Özlem Ünsal'ın yaptığı önerme üzerinden seçtikleri eserler kendi tarzlarını öne çıkaran özgün bir tavrı yansıtıyor. Serginin bu kapsamdaki 'misafir'leri moda tasarımcısı ve V&A Jameel Price Jüri üyesi  Dice Kayek , müzisyen  Hakan Özoğuz , oyuncu  Mert Fırat , moda ve reklam fotoğrafçısı  Tamer Yılmaz .

Misafir: Umulmadık

Serginin 'misafir'i olan isimler, kendi disiplinlerinden beslenen sanat anlayışlarını yeni bir dil üzerinden dışa vuruyorlar. Özlem Ünsal'ın yaptığı önerme üzerinden seçtikleri eserler kendi tarzlarını öne çıkaran özgün bir tavrı yansıtıyor. Serginin bu kapsamdaki 'misafir'leri moda tasarımcısı ve V&A Jameel Price Jüri üyesi Dice Kayek, müzisyen Hakan Özoğuz, oyuncu Mert Fırat, moda ve reklam fotoğrafçısı Tamer Yılmaz.

   Muhit    Mixer, Gökçe İrten’in kentsel dönüşüm ve bunun bireyler üzerinde yarattığı hissiyata odaklanan kişisel sergisi “Muhit”i 15 Aralık itibariyle izleyiciyle buluşturuyor. Son yıllarda değişen şehirleşme anlayışı farklı yaşam biçimlerini beraberinde getirmektedir. Yaşanmışlığı olan yerleşim alanlarının dönüştürülerek gökdelenlere ve rezidanslara evrilmesiyle birbirleriyle sosyalleşmekten uzaklaşan insanlar, mahalle kültürünün ve sıcaklığının yok olmasına sebep olmaktadır. Mahallelerin birer binaya sıkıştırılması ile güven ve samimiyetin giderek azalması, evlere giren mecburi yalıtılmışlık, izole hayatlara yol açmaktadır.

Muhit

Mixer, Gökçe İrten’in kentsel dönüşüm ve bunun bireyler üzerinde yarattığı hissiyata odaklanan kişisel sergisi “Muhit”i 15 Aralık itibariyle izleyiciyle buluşturuyor. Son yıllarda değişen şehirleşme anlayışı farklı yaşam biçimlerini beraberinde getirmektedir. Yaşanmışlığı olan yerleşim alanlarının dönüştürülerek gökdelenlere ve rezidanslara evrilmesiyle birbirleriyle sosyalleşmekten uzaklaşan insanlar, mahalle kültürünün ve sıcaklığının yok olmasına sebep olmaktadır. Mahallelerin birer binaya sıkıştırılması ile güven ve samimiyetin giderek azalması, evlere giren mecburi yalıtılmışlık, izole hayatlara yol açmaktadır.


   Altüst    Ahmet Sarı çalışmalarında, antropolojinin kitlelerin algısını ve yaşam evrelerini anlamak adına incelediği, sistematik bir tanımlamaya yardımcı olan buluntu nesneleri ele alır. Sanatçı, batının tarih boyunca ve günümüzde sürekli hareket halinde olan nesneleri, kendi amacına göre modelleyerek toplumların demografik yapısını tahrip etmiş olmasını eleştirir. Sanatçıya göre şarkiyatçılık ve siyasal gerçekliklerin belirsizliğini koruması da bunun bir sonucudur.

Altüst

Ahmet Sarı çalışmalarında, antropolojinin kitlelerin algısını ve yaşam evrelerini anlamak adına incelediği, sistematik bir tanımlamaya yardımcı olan buluntu nesneleri ele alır. Sanatçı, batının tarih boyunca ve günümüzde sürekli hareket halinde olan nesneleri, kendi amacına göre modelleyerek toplumların demografik yapısını tahrip etmiş olmasını eleştirir. Sanatçıya göre şarkiyatçılık ve siyasal gerçekliklerin belirsizliğini koruması da bunun bir sonucudur.

   Devinim Algısı    Mixer, 27 Ekim-25 Kasım tarihleri arasında foto muhabirliği konusu üzerine sanatçılar Kürşat Bayhan, Çağdaş Erdoğan, Furkan Temir ve Murat Şaka’nın fotoğraf medyumuyla ürettikleri işleri “Devinim Algısı/Sense of Movement” başlıklı sergide bir araya getiriyor. Sergi Türkiye ve dünyanın son bir yılına ışık tutarken, aynı zamanda günümüzde fotoğrafçılık ve haberciliğin kesiştiği ortak alanlara da parmak basıyor.

Devinim Algısı

Mixer, 27 Ekim-25 Kasım tarihleri arasında foto muhabirliği konusu üzerine sanatçılar Kürşat Bayhan, Çağdaş Erdoğan, Furkan Temir ve Murat Şaka’nın fotoğraf medyumuyla ürettikleri işleri “Devinim Algısı/Sense of Movement” başlıklı sergide bir araya getiriyor. Sergi Türkiye ve dünyanın son bir yılına ışık tutarken, aynı zamanda günümüzde fotoğrafçılık ve haberciliğin kesiştiği ortak alanlara da parmak basıyor.

   o+oma+a    Adını insan ve makinelerin matematiksel etkileşimini inceleyen Otomata teorisinden (Automata Theory) alan sergi, fiktif bir makinenin hikayesini konu alıyor. İzleyiciyi göremediği, fakat varlığını içten içe hissettiği ve sanatçıların üretim süreci ile doğrudan ilgili olan bu makinenin nasıl işlediğine ve neye benzediğine dair bir keşif süreci ile baş başa bırakıyor.

o+oma+a

Adını insan ve makinelerin matematiksel etkileşimini inceleyen Otomata teorisinden (Automata Theory) alan sergi, fiktif bir makinenin hikayesini konu alıyor. İzleyiciyi göremediği, fakat varlığını içten içe hissettiği ve sanatçıların üretim süreci ile doğrudan ilgili olan bu makinenin nasıl işlediğine ve neye benzediğine dair bir keşif süreci ile baş başa bırakıyor.


   Karakutu    Mixer, geçen yılki Mixer Session projesinin bir parçası olarak bu yı l  da Sanat Tarihi, Sanat Yönetimi ve Kültür Yönetimi gibi bölümlerde okuyan öğrencilere, aldıkları eğitimi değerlendirebilecekleri bir fırsat sunuyor. Sessions II için seçilmiş olan Karakutu / Blackbox projesi, Yılız Teknik Üniversitesi Sanat Yönetimi bölümü son sınıf öğrencisi Burcu Bilir’in küratörlüğünde gerçekleşecektir.

Karakutu

Mixer, geçen yılki Mixer Session projesinin bir parçası olarak bu yıl da Sanat Tarihi, Sanat Yönetimi ve Kültür Yönetimi gibi bölümlerde okuyan öğrencilere, aldıkları eğitimi değerlendirebilecekleri bir fırsat sunuyor. Sessions II için seçilmiş olan Karakutu / Blackbox projesi, Yılız Teknik Üniversitesi Sanat Yönetimi bölümü son sınıf öğrencisi Burcu Bilir’in küratörlüğünde gerçekleşecektir.

   Printed '17: The Multiplier Effect    Türkiye’nin modern ve çağdaş ustalarını bir araya getiren 2017 seçkisini, kendisi de Northwestern Üniversitesi Sanat Bölümü’nde baskı eğitimi almış olan  Eda Kehale Argün  hazırlıyor.  Printed ’17 “ The Multiplier Effect ”  sergisinde, Mixer edisyonlar sayesinde, dikkat çekici sanatçıların mümkün olduğunca geniş bir sanatsever kitlesi için ulaşılabilir hale gelmesine odaklanıyor. Kehale, 30 yıla yayılan bir zaman diliminde, değişik tekniklerle üretilmiş işleri seçkiye dahil ederek, edisyonun yarattığı çarpan etkisini sanatın farklı boyutlarında izleyiciyle paylaşmayı hedefliyor.

Printed '17: The Multiplier Effect

Türkiye’nin modern ve çağdaş ustalarını bir araya getiren 2017 seçkisini, kendisi de Northwestern Üniversitesi Sanat Bölümü’nde baskı eğitimi almış olan Eda Kehale Argün hazırlıyor. Printed ’17 “The Multiplier Effectsergisinde, Mixer edisyonlar sayesinde, dikkat çekici sanatçıların mümkün olduğunca geniş bir sanatsever kitlesi için ulaşılabilir hale gelmesine odaklanıyor. Kehale, 30 yıla yayılan bir zaman diliminde, değişik tekniklerle üretilmiş işleri seçkiye dahil ederek, edisyonun yarattığı çarpan etkisini sanatın farklı boyutlarında izleyiciyle paylaşmayı hedefliyor.

   Kapsama/Kavrama    Mixer, Sırma Doruk ve Deniz Derin Akıncı'nın işlerinin buluştuğu Kapsama/Kavrama sergisine yer verecek. Aynı mekan içerisinde iki sanatçının ayrı sanatsal pratiklerinin bir araya geldiği bu sergi, bütün olarak işlerinin yer aldığı bir ilk olma niteliğini taşıyor .  Doruk ve Akıncı'nın pratikleri arasında kurdukları bu ilişki ikilinin sergi için ürettikleri ortak işleriyle de serginin bütünselliğini pekiştiriyor.

Kapsama/Kavrama

Mixer, Sırma Doruk ve Deniz Derin Akıncı'nın işlerinin buluştuğu Kapsama/Kavrama sergisine yer verecek. Aynı mekan içerisinde iki sanatçının ayrı sanatsal pratiklerinin bir araya geldiği bu sergi, bütün olarak işlerinin yer aldığı bir ilk olma niteliğini taşıyor. Doruk ve Akıncı'nın pratikleri arasında kurdukları bu ilişki ikilinin sergi için ürettikleri ortak işleriyle de serginin bütünselliğini pekiştiriyor.


   Yarış Pilotu ve Gölgesi    Eren İleri, Mixer Açık Depo’da yer alacak analog, siyah & beyaz fotoğraflardan oluşan serisi “Yarış Pilotu ve Gölgesi” ile insan ve teknoloji arasındaki doğanın ve doğal yeteneklerinin ötesine “uç noktalara” taşınmış ilişkiyi sorguluyor. Formula 1 Grand Prix yarışları özelinde kurgulanmış, ütopya / distopyanın bir resmi sayılabilecek yapay topografyalarda şahit olunan kısa ama göz kamaştırıcı “an”ları belgeleyen İleri, göstergebilim çerçevesinde gösteriyi ve yok-mekan içinde bedeni analiz ediyor.

Yarış Pilotu ve Gölgesi

Eren İleri, Mixer Açık Depo’da yer alacak analog, siyah & beyaz fotoğraflardan oluşan serisi “Yarış Pilotu ve Gölgesi” ile insan ve teknoloji arasındaki doğanın ve doğal yeteneklerinin ötesine “uç noktalara” taşınmış ilişkiyi sorguluyor. Formula 1 Grand Prix yarışları özelinde kurgulanmış, ütopya / distopyanın bir resmi sayılabilecek yapay topografyalarda şahit olunan kısa ama göz kamaştırıcı “an”ları belgeleyen İleri, göstergebilim çerçevesinde gösteriyi ve yok-mekan içinde bedeni analiz ediyor.

   İzler    İnsan doğduğu andan itibaren içinde bulunduğu zaman ve mekana tanıklık eder, gözlemlemeye ve deneyimlemeye başlar. Bu mekanlar içinde yer alan nesneler bütünü ile duygu ve karakterleri, belleğimiz birer an olarak kaydeder. Bu anlardan parçalar toplayarak anıları oluşturur. Belleğin kaydettiği anlar arasında kurulan zamansal ve uzamsal ilişkiler, insan zihninin deneyimsel alışkanlıkları ile ilgilidir. Bireyin toplum içerisinde bulunduğu konum bu anıların şekillenmesinde etkilidir.

İzler

İnsan doğduğu andan itibaren içinde bulunduğu zaman ve mekana tanıklık eder, gözlemlemeye ve deneyimlemeye başlar. Bu mekanlar içinde yer alan nesneler bütünü ile duygu ve karakterleri, belleğimiz birer an olarak kaydeder. Bu anlardan parçalar toplayarak anıları oluşturur. Belleğin kaydettiği anlar arasında kurulan zamansal ve uzamsal ilişkiler, insan zihninin deneyimsel alışkanlıkları ile ilgilidir. Bireyin toplum içerisinde bulunduğu konum bu anıların şekillenmesinde etkilidir.

   Gözlemlenir Gerçekler    Algı sistemlerimiz, algılanamayacak olguların algılanabilir kılındığı bir sistem içerisinde olmak üzere programlıdır. Ölçü ve birime dair olan kavramların kendi içinde bir referans oluşturan gerçekliklerden ibaret olduğunu düşünürsek, gerçeklik kavramının göreceliliği ve gerekliliği arasında ince bir çizgide var olur insan.

Gözlemlenir Gerçekler

Algı sistemlerimiz, algılanamayacak olguların algılanabilir kılındığı bir sistem içerisinde olmak üzere programlıdır. Ölçü ve birime dair olan kavramların kendi içinde bir referans oluşturan gerçekliklerden ibaret olduğunu düşünürsek, gerçeklik kavramının göreceliliği ve gerekliliği arasında ince bir çizgide var olur insan.


   20’sinden Sonra    İstanbul’un kuzeybatısında bulunan orman köylerinden birinde, biyolojik kömürün üretim sürecinin kayıt altına alınmasıyla oluşturulan proje, tek bir ağaçtan yola çıkıyor. Sanatçı, tek bir ağacın hikayesi üzerinden giderek kurguladığı analojide, temsiliyet halinin aşamalarını ifşa ediyor.

20’sinden Sonra

İstanbul’un kuzeybatısında bulunan orman köylerinden birinde, biyolojik kömürün üretim sürecinin kayıt altına alınmasıyla oluşturulan proje, tek bir ağaçtan yola çıkıyor. Sanatçı, tek bir ağacın hikayesi üzerinden giderek kurguladığı analojide, temsiliyet halinin aşamalarını ifşa ediyor.

   Negative Pleasure    Pastel renklerle bezediği naif çizimleriyle Gilles Deleuze, Friedrich Nietzsche ve Maurice Merleau-Ponty gibi düşünürlerin işlediği konuları ele alan Meltem Şahin, işitme, görme ve dokunma duyularına odaklanarak benzersiz bir deneyim ve öğrenme alanı oluşturuyor..

Negative Pleasure

Pastel renklerle bezediği naif çizimleriyle Gilles Deleuze, Friedrich Nietzsche ve Maurice Merleau-Ponty gibi düşünürlerin işlediği konuları ele alan Meltem Şahin, işitme, görme ve dokunma duyularına odaklanarak benzersiz bir deneyim ve öğrenme alanı oluşturuyor..

   Islah    Buğdanoğlu’nun önceki serilerinden alışık olduğumuz çelik üzerine çalıştığı işlerin yanı sıra sanatçının ilk heykel çalışmalarını da bu sergide görmek mümkün. Buğdanoğlu, Mixer’deki üçüncü kişisel sergisinde kendi tekniğine sadık kalmakla beraber kullandığı malzemeleri dönüştürerek ve bütünleştirerek pratiğini bir adım öteye taşıyor.

Islah

Buğdanoğlu’nun önceki serilerinden alışık olduğumuz çelik üzerine çalıştığı işlerin yanı sıra sanatçının ilk heykel çalışmalarını da bu sergide görmek mümkün. Buğdanoğlu, Mixer’deki üçüncü kişisel sergisinde kendi tekniğine sadık kalmakla beraber kullandığı malzemeleri dönüştürerek ve bütünleştirerek pratiğini bir adım öteye taşıyor.


   Grid    Mixer’in yeni sergisi “Grid”, çalıştığı düzlemi eşit parçalara bölen, bu parçalarla bütün arasında ilişki kuran gridi, kuralları ve sınırları belirleyen bir şablon olarak ele alan sanatçıların işlerini bir araya getiriyor. Bir düzlemin kare veya dikdörtgen gibi birbirine eş küçük birimlere bölünmesiyle elde edilen bir şablon olan grid, kimi zaman harita üzerinde yol bulmamıza yardımcı olurken kimi zamansa farklı parçalar arasında yeni ilişkiler kurmamıza, bir anlamda yolumuzu çizmemize destek oluyor. Gridin birimleri her ne kadar birbiriyle eş olsa da, üzerine bindirildiği yapıların farklılıklarını benimsiyor.

Grid

Mixer’in yeni sergisi “Grid”, çalıştığı düzlemi eşit parçalara bölen, bu parçalarla bütün arasında ilişki kuran gridi, kuralları ve sınırları belirleyen bir şablon olarak ele alan sanatçıların işlerini bir araya getiriyor. Bir düzlemin kare veya dikdörtgen gibi birbirine eş küçük birimlere bölünmesiyle elde edilen bir şablon olan grid, kimi zaman harita üzerinde yol bulmamıza yardımcı olurken kimi zamansa farklı parçalar arasında yeni ilişkiler kurmamıza, bir anlamda yolumuzu çizmemize destek oluyor. Gridin birimleri her ne kadar birbiriyle eş olsa da, üzerine bindirildiği yapıların farklılıklarını benimsiyor.

   Son Çıkış    Kürşat Bayhan’ın yaklaşık 3 sene önce içinde yaşadığı şehrin değişimini ve kırsal alanda yaşanan topografik değişimleri fotoğraflamaya başladı. Bayhan, Kuzey Marmara Otobanı ve 3. Köprü rotası üzerinde yaptığı yolculuklarda bölgede yaşayanlarla konuşarak, gün ve gün yaşanan değişimde ana metaforunu kırsal yaşam, manzara ve portreler üçgeninde kurguladığı “Son Çıkış” isimli projesini oluşturdu. “Son Çıkış”, 20 milyona ulaşan şehir nüfusuna rağmen yaklaşık 1 saat uzaklıkta şahit olduğunuz iklim ve bitki örtüsü size Anadolu’da bir kasabada hissettirirken kısa bir süre içerisinde bunun kaybolduğuna tanık olmanın üzücü sürecini aktarıyor..

Son Çıkış

Kürşat Bayhan’ın yaklaşık 3 sene önce içinde yaşadığı şehrin değişimini ve kırsal alanda yaşanan topografik değişimleri fotoğraflamaya başladı. Bayhan, Kuzey Marmara Otobanı ve 3. Köprü rotası üzerinde yaptığı yolculuklarda bölgede yaşayanlarla konuşarak, gün ve gün yaşanan değişimde ana metaforunu kırsal yaşam, manzara ve portreler üçgeninde kurguladığı “Son Çıkış” isimli projesini oluşturdu. “Son Çıkış”, 20 milyona ulaşan şehir nüfusuna rağmen yaklaşık 1 saat uzaklıkta şahit olduğunuz iklim ve bitki örtüsü size Anadolu’da bir kasabada hissettirirken kısa bir süre içerisinde bunun kaybolduğuna tanık olmanın üzücü sürecini aktarıyor..

   Mixer Sessions I    Kurulduğu günden bu yana genç sanatçılara işlerini gösterebilecekleri bir alan açmayı ve sanatı herkese ulaştırmayı kendisine hedef olarak seçen Mixer bu sene ilk defa yaptığı Açık Çağrı ile Mixer Sessions sergi serisinin ilkini 15 Temmuz'da gerçekleştiriyor.

Mixer Sessions I

Kurulduğu günden bu yana genç sanatçılara işlerini gösterebilecekleri bir alan açmayı ve sanatı herkese ulaştırmayı kendisine hedef olarak seçen Mixer bu sene ilk defa yaptığı Açık Çağrı ile Mixer Sessions sergi serisinin ilkini 15 Temmuz'da gerçekleştiriyor.


   Printed '16    Mixer’in geçen sene, sanatı daha ulaşılabilir kılma hedefine paralel olarak başlattığı sergi serisi Printed’ın ikinci sergisinde önemli isimler yer alıyor. Çağdaş sanat mekânı algısına farklı bir boyut kazandıran  Mixer , sınırlı sayıda edisyonlu baskıların ve fotoğrafların gösterildiği  Printed’16 ’ya 13 Mayıs – 18 Haziran tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

Printed '16

Mixer’in geçen sene, sanatı daha ulaşılabilir kılma hedefine paralel olarak başlattığı sergi serisi Printed’ın ikinci sergisinde önemli isimler yer alıyor. Çağdaş sanat mekânı algısına farklı bir boyut kazandıran Mixer, sınırlı sayıda edisyonlu baskıların ve fotoğrafların gösterildiği Printed’16’ya 13 Mayıs – 18 Haziran tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

   Kağıt Üzerine    Mixer’in 1 Nisan tarihinde açılacak olan sergisi  Kağıt Üzerine , farklı disiplinler ile çalışan sanatçıları “kağıt üzerine” bir diyalog kurmak adına bir araya getiriyor. Sergi genel olarak kağıdın, yaratım sürecindeki yerine odaklanarak sanatçının üretimi için vazgeçilmez bir malzeme olduğunu hatırlatıyor. Herhangi bir fikrin dış dünyayla ilk teması ve dışavurumunun kağıt üzerinden gerçekleştiği bu durumlar, soyut ile somutun ilk buluşması olarak değerlendirilebilir.

Kağıt Üzerine

Mixer’in 1 Nisan tarihinde açılacak olan sergisi Kağıt Üzerine, farklı disiplinler ile çalışan sanatçıları “kağıt üzerine” bir diyalog kurmak adına bir araya getiriyor. Sergi genel olarak kağıdın, yaratım sürecindeki yerine odaklanarak sanatçının üretimi için vazgeçilmez bir malzeme olduğunu hatırlatıyor. Herhangi bir fikrin dış dünyayla ilk teması ve dışavurumunun kağıt üzerinden gerçekleştiği bu durumlar, soyut ile somutun ilk buluşması olarak değerlendirilebilir.

   Mastürbasyon     ‘‘Sevgili dinleyiciler; bu sergide göreceğiniz parçalar yaratıcının kendi dünyasını inşaa etmedeki sorunlarının birer kurgusu. Bu bir üretme ve var olma hissi. Sanatçılar, bu sergiye kendi kurguları ve yaratma süreçleriyle katılarak sürecin anlaşılır ve hissedilir olduğundan emin olmaya çalışıp herhangi bir dayatma olmaksızın, bu dünyada varoluş halini dışa vurmak için mücadele ediyor.’’   Mustafa Horasan

Mastürbasyon

‘‘Sevgili dinleyiciler; bu sergide göreceğiniz parçalar yaratıcının kendi dünyasını inşaa etmedeki sorunlarının birer kurgusu. Bu bir üretme ve var olma hissi. Sanatçılar, bu sergiye kendi kurguları ve yaratma süreçleriyle katılarak sürecin anlaşılır ve hissedilir olduğundan emin olmaya çalışıp herhangi bir dayatma olmaksızın, bu dünyada varoluş halini dışa vurmak için mücadele ediyor.’’ Mustafa Horasan

   İmgeyle    Sergi, genel olarak günümüzde fotoğraf kavramının ne demek olduğunu araştırıyor, imge ile çalışan sanatçıların gerek hareketli fotoğraf gerek hareketsiz video gibi kavramların da iç içe geçtiği durum içerisinde bu mecranın evrim yolculuğunu nasıl yorumladıklarını sorguluyor.  'An'dan yola çıkarak durağan ve durgun, ve fakat zaman içerisinde yer aldığı için hareket içerisinde ve sonsuz...

İmgeyle

Sergi, genel olarak günümüzde fotoğraf kavramının ne demek olduğunu araştırıyor, imge ile çalışan sanatçıların gerek hareketli fotoğraf gerek hareketsiz video gibi kavramların da iç içe geçtiği durum içerisinde bu mecranın evrim yolculuğunu nasıl yorumladıklarını sorguluyor. 'An'dan yola çıkarak durağan ve durgun, ve fakat zaman içerisinde yer aldığı için hareket içerisinde ve sonsuz...

   Nonlinear Future    Ütopya ve distopya arasında gidip gelen gelecek kurgularını, mekânsallık üzerinden inceleyen Nonlinear Future, arama motorlarından bulunmuş uydu görüntüleriyle, hayali manzara parçalarını; seyyar yiyecek satıcılarının vitrinleriyle, ölümsüzlüğünden vazgeçen melekleri bir araya getiriyor. Ayşe Gül Süter, Bedia Ekiz, Buşra Tunç, Çağrı Saray, Sümer Sayın ve Viron Erol Vert’in son dönem işlerinin yer aldığı sergi 10 Ocak 2016 tarihine kadar Mixer’de görülebilir.

Nonlinear Future

Ütopya ve distopya arasında gidip gelen gelecek kurgularını, mekânsallık üzerinden inceleyen Nonlinear Future, arama motorlarından bulunmuş uydu görüntüleriyle, hayali manzara parçalarını; seyyar yiyecek satıcılarının vitrinleriyle, ölümsüzlüğünden vazgeçen melekleri bir araya getiriyor. Ayşe Gül Süter, Bedia Ekiz, Buşra Tunç, Çağrı Saray, Sümer Sayın ve Viron Erol Vert’in son dönem işlerinin yer aldığı sergi 10 Ocak 2016 tarihine kadar Mixer’de görülebilir.

   (Re)present Exhibist: 2 Years    Türkiye çağdaş sanatına odaklanan ilk süreli İngilizce yayınlardan,  exhibist  dergisinin ikinci yıl dönümünde gerçekleşecek olan sergi,  exhibist ’in ilk sayısından bu yana sayfalarında yer verdiği sanatçılardan bir seçki sunuyor.  exhibist ’in iki yıllık serüveninin görsel kronolojisini 14 sanatçının katılımıyla Mixer’in galeri mekânına taşırken aynı zamanda derginin Türkiye çağdaş sanatı için bir platform olma arzusunu da gösteriyor.

(Re)present Exhibist: 2 Years

Türkiye çağdaş sanatına odaklanan ilk süreli İngilizce yayınlardan, exhibist dergisinin ikinci yıl dönümünde gerçekleşecek olan sergi, exhibist’in ilk sayısından bu yana sayfalarında yer verdiği sanatçılardan bir seçki sunuyor. exhibist’in iki yıllık serüveninin görsel kronolojisini 14 sanatçının katılımıyla Mixer’in galeri mekânına taşırken aynı zamanda derginin Türkiye çağdaş sanatı için bir platform olma arzusunu da gösteriyor.

   Borders and Boundaries    İnşa edilmiş alanların egemen birer güç olarak birey üzerinde baskı kurması, bireyin kendini özgür bir biçimde tanımlamasına engel olur. Fiziksel ve politik bariyerler dilden fiziksel ve sosyal alanlardaki yaşam biçimlerine kadar insan hayatının her alanında belirleyici bir rol üstlenir. “Borders and Boundaries” sergisinin kavramsal çerçevesi bireyin kimliğini tanımlarken karşılaştığı bu politik, yapısal ve sosyal engeller etrafında şekilleniyor.

Borders and Boundaries

İnşa edilmiş alanların egemen birer güç olarak birey üzerinde baskı kurması, bireyin kendini özgür bir biçimde tanımlamasına engel olur. Fiziksel ve politik bariyerler dilden fiziksel ve sosyal alanlardaki yaşam biçimlerine kadar insan hayatının her alanında belirleyici bir rol üstlenir. “Borders and Boundaries” sergisinin kavramsal çerçevesi bireyin kimliğini tanımlarken karşılaştığı bu politik, yapısal ve sosyal engeller etrafında şekilleniyor.

   Printed'15    Çağdaş sanat mekanı algısına farklı bir boyut kazandıran Mixer; 29 Nisan - 14 Haziran tarihleri arasında yerli ve yabancı sanatçılara ait edisyonların sergileneceği  Printed’15  projesine ev sahipliği yapacak. Çeşitli boyutlarda ve limitli sayılarda basılarak bir yandan sanat eserlerinin özgünlüğünü korurken, diğer yandan çok daha geniş kitlelere ulaşabilen edisyonlu eserlerin önemine dikkat çekecek.

Printed'15

Çağdaş sanat mekanı algısına farklı bir boyut kazandıran Mixer; 29 Nisan - 14 Haziran tarihleri arasında yerli ve yabancı sanatçılara ait edisyonların sergileneceği Printed’15 projesine ev sahipliği yapacak. Çeşitli boyutlarda ve limitli sayılarda basılarak bir yandan sanat eserlerinin özgünlüğünü korurken, diğer yandan çok daha geniş kitlelere ulaşabilen edisyonlu eserlerin önemine dikkat çekecek.

   Çizgi    Uygarlık tarihinin en önemli buluşlarından biridir çizgi. Yazılı iletişimin ve sanatsal ifadenin temel yapıtaşıdır. Çizildiği yüzeyin karakteriyle bir ritim kazanır, farklı söylemlerde bulunur, farklı algılar yaratır.  Bir düzlem üzerindeki hareket eylemi olarak görebileceğimiz çizgi, çizen kişinin yüzeyle kurduğu ilişkiyle şekillenir, sınırları belirlenir ve bir forma ilişkiyle şekillenir, sınırları belirlenir ve bir forma evrilir. Bu bağlamda, çizginin gücü tarihsel süreç içerisinde hem kültürel ortama hem de çizen kişiye bağlı olarak görsel bir hafızaya dönüşür.

Çizgi

Uygarlık tarihinin en önemli buluşlarından biridir çizgi. Yazılı iletişimin ve sanatsal ifadenin temel yapıtaşıdır. Çizildiği yüzeyin karakteriyle bir ritim kazanır, farklı söylemlerde bulunur, farklı algılar yaratır.

Bir düzlem üzerindeki hareket eylemi olarak görebileceğimiz çizgi, çizen kişinin yüzeyle kurduğu ilişkiyle şekillenir, sınırları belirlenir ve bir forma ilişkiyle şekillenir, sınırları belirlenir ve bir forma evrilir. Bu bağlamda, çizginin gücü tarihsel süreç içerisinde hem kültürel ortama hem de çizen kişiye bağlı olarak görsel bir hafızaya dönüşür.

   Kendine Yakın    İçinde bulunduğumuz fotoğraflar o anlara dair mutlu izler taşısın isteriz. Dönüp bir daha baktığımızda fotoğrafın bizde yarattığı algıyı anılarımızla birleştirir ve öyle hatırlarız. Bu mutlu anlarımızda yalnız değilizdir; bir şeyle veya biriyle fotoğraf çekilmeye ihtiyaç duyarız. Neden birine veya o şeye –bu basit bir nesne olabileceği gibi bir anıt veya organik bir yapı da olabilir– ihtiyaç duyuyoruz peki? Kimliğimizin inşasına katkıda bulunduğu için mi, mizacımızı görsel olarak netleştirdiği için mi, yoksa tüm bunlarla birlikte aynı zamanda duygumuza ortaklık ettiği için mi?

Kendine Yakın

İçinde bulunduğumuz fotoğraflar o anlara dair mutlu izler taşısın isteriz. Dönüp bir daha baktığımızda fotoğrafın bizde yarattığı algıyı anılarımızla birleştirir ve öyle hatırlarız. Bu mutlu anlarımızda yalnız değilizdir; bir şeyle veya biriyle fotoğraf çekilmeye ihtiyaç duyarız. Neden birine veya o şeye –bu basit bir nesne olabileceği gibi bir anıt veya organik bir yapı da olabilir– ihtiyaç duyuyoruz peki? Kimliğimizin inşasına katkıda bulunduğu için mi, mizacımızı görsel olarak netleştirdiği için mi, yoksa tüm bunlarla birlikte aynı zamanda duygumuza ortaklık ettiği için mi?

   Yok-Yer    Mehmet Kahraman’ın küratörlüğünü üstlendiği karma sergi “yok-yer”, her yerde oluşları, birbirlerine benzemeleri ve bağlamlarından kopuk olmalarıyla dikkat çeken havaalanları, eğlence ve alışveriş merkezleri gibi çağımızın ‘yok-yerleri’ni konu alıyor. Çağdaş dünyanın hareketli öznesinin mekanları deneyimleme şeklini etkileyen yok-yerler, insanların bir araya gelerek sosyalleşmelerine olanak sağlarken aynı zamanda yalnızlık duygusu yaratmalarıyla bireylere varoluşsal bir çelişki alanı sunarlar.

Yok-Yer

Mehmet Kahraman’ın küratörlüğünü üstlendiği karma sergi “yok-yer”, her yerde oluşları, birbirlerine benzemeleri ve bağlamlarından kopuk olmalarıyla dikkat çeken havaalanları, eğlence ve alışveriş merkezleri gibi çağımızın ‘yok-yerleri’ni konu alıyor. Çağdaş dünyanın hareketli öznesinin mekanları deneyimleme şeklini etkileyen yok-yerler, insanların bir araya gelerek sosyalleşmelerine olanak sağlarken aynı zamanda yalnızlık duygusu yaratmalarıyla bireylere varoluşsal bir çelişki alanı sunarlar.

   Chaoskampf    Buğdanoğlu’nun son dönem çalışmaları, kaos ve karşısında duranlar üzerine eğilen resimsel bir kurgu etrafında şekilleniyor. Yeni bakış açıları ve tekniklerle kurgulanan bu eserler, sanatçının deneysel arayışlarını görünür kılıyor. Resimlerindeki farklı tonların iç içe geçmesiyle, yüzey üzerinde kaos ile düzenin çarpıştığını görmemiz mümkünken, desen ve baskı çalışmalarında ise bu kavgaya dair figüratif izlenimler yer alıyor.

Chaoskampf

Buğdanoğlu’nun son dönem çalışmaları, kaos ve karşısında duranlar üzerine eğilen resimsel bir kurgu etrafında şekilleniyor. Yeni bakış açıları ve tekniklerle kurgulanan bu eserler, sanatçının deneysel arayışlarını görünür kılıyor. Resimlerindeki farklı tonların iç içe geçmesiyle, yüzey üzerinde kaos ile düzenin çarpıştığını görmemiz mümkünken, desen ve baskı çalışmalarında ise bu kavgaya dair figüratif izlenimler yer alıyor.

   The Built Environment - Lower East Side in Istanbul    Mixer yeni sezonda işleri İstanbul’da daha önce gösterilmemiş olan New York Lower East Side'dan dokuz sanatçıyı bir araya getiren  The Built Environment, Lower East Side İstanbul’da  projesini sunmaktan mutluluk duyuyor. Fotoğraf, resim, kolaj, baskı, heykel ve video gibi tekniklerle işlerini üreten bu sanatçıların bazıları, İstanbul’un sosyal ve kentsel özelliklerine göndermeler yapan mekana özgü işler ortaya koyuyor. Mixer’in Tophane’deki galeri mekanında,  19 Eylül – 02 Kasım  tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak olan  The Built Environment, Lower East Side İstanbul’da  inşa edilmiş alanları kentsel topografya bakımından ele alarak, çevremizin düzen ve yapısının hayatlarımızda nasıl bir kaybolmuşluk, yüzleşme, ve hatta anksiyeteye yol açabildiğini irdeliyor.

The Built Environment - Lower East Side in Istanbul

Mixer yeni sezonda işleri İstanbul’da daha önce gösterilmemiş olan New York Lower East Side'dan dokuz sanatçıyı bir araya getiren The Built Environment, Lower East Side İstanbul’da projesini sunmaktan mutluluk duyuyor. Fotoğraf, resim, kolaj, baskı, heykel ve video gibi tekniklerle işlerini üreten bu sanatçıların bazıları, İstanbul’un sosyal ve kentsel özelliklerine göndermeler yapan mekana özgü işler ortaya koyuyor. Mixer’in Tophane’deki galeri mekanında, 19 Eylül – 02 Kasım tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak olan The Built Environment, Lower East Side İstanbul’da inşa edilmiş alanları kentsel topografya bakımından ele alarak, çevremizin düzen ve yapısının hayatlarımızda nasıl bir kaybolmuşluk, yüzleşme, ve hatta anksiyeteye yol açabildiğini irdeliyor.

   Varolmayan Resimler     Varolmayan Resimler  kavramsal çerçevesini izleyici ile imaj arasında kurulan çok katmanlı ilişki üzerine inşa ediyor. Çoğunluğu iki boyutlu yüzeyler olan farklı mecralarda gördüğümüz her imaj, varoluşlarındaki tamamlanmamışlıktan dolayı, izleyicinin zihninde devam eden ve ancak bu süreç sonunda bütünlüğe varan birer yapıya evriliyor. İmajın kendi içinde değil izleyicinin zihninde tamamlanması fikrine paralel olarak, eserler sayısız yorumla karşılaşıp sonsuz sayıda farklı yansımaya dönüşüyor.

Varolmayan Resimler

Varolmayan Resimler kavramsal çerçevesini izleyici ile imaj arasında kurulan çok katmanlı ilişki üzerine inşa ediyor. Çoğunluğu iki boyutlu yüzeyler olan farklı mecralarda gördüğümüz her imaj, varoluşlarındaki tamamlanmamışlıktan dolayı, izleyicinin zihninde devam eden ve ancak bu süreç sonunda bütünlüğe varan birer yapıya evriliyor. İmajın kendi içinde değil izleyicinin zihninde tamamlanması fikrine paralel olarak, eserler sayısız yorumla karşılaşıp sonsuz sayıda farklı yansımaya dönüşüyor.

   Erör    Cins’in eserleri gündelik yaşamında rastladığı nesnelerin ve olayların sanatçının bilinçdışıyla buluşmasıyla adeta görsel bir günlük haline geliyor. Bu buluşmadan doğan “erör”ler aynı zamanda Cins’in üretiminin iki kanadı, gündelik hayat ve ironiyi birleştirerek bir yandan serbest çağrışımla “terör”ü hatırlatırken, diğer yandan kara mizahi bir anlayışla “hata”nın sertliğini yumuşatıyor. Pastel tonlar aslen ürkütücü olan öğeleri bağlamından kopararak izleyiciyi farklı okumalara davet ediyor.

Erör

Cins’in eserleri gündelik yaşamında rastladığı nesnelerin ve olayların sanatçının bilinçdışıyla buluşmasıyla adeta görsel bir günlük haline geliyor. Bu buluşmadan doğan “erör”ler aynı zamanda Cins’in üretiminin iki kanadı, gündelik hayat ve ironiyi birleştirerek bir yandan serbest çağrışımla “terör”ü hatırlatırken, diğer yandan kara mizahi bir anlayışla “hata”nın sertliğini yumuşatıyor. Pastel tonlar aslen ürkütücü olan öğeleri bağlamından kopararak izleyiciyi farklı okumalara davet ediyor.

   Zamanlama Meselesi    Meltem Sırtıkara çalışmalarında kitle iletişim araçlarının insan yaşamında gittikçe çoğalan ve bir şekilde maruz kalmaktan kaçınılamayan etkilerini iletişim, ilişki, kayıtsızlık gibi olgular üzerine dokunarak görünür kılıyor.

Zamanlama Meselesi

Meltem Sırtıkara çalışmalarında kitle iletişim araçlarının insan yaşamında gittikçe çoğalan ve bir şekilde maruz kalmaktan kaçınılamayan etkilerini iletişim, ilişki, kayıtsızlık gibi olgular üzerine dokunarak görünür kılıyor.

   Homo Evolution    Bir varoluş türü olarak “homo sapiens” modern çağlarda görülen kültür ve teknolojik ilerlemelerle birlikte, halen devam eden bir evrim içinde değişmektedir. Farklı evrim süreçlerinin zamansal olarak yarattığı bu katmanlar, sanatçının doğal yaratım refleksi ve hayal gücüyle birleştiğinde gerçeküstü ve fantastik eserlere dönüşüyorlar.

Homo Evolution

Bir varoluş türü olarak “homo sapiens” modern çağlarda görülen kültür ve teknolojik ilerlemelerle birlikte, halen devam eden bir evrim içinde değişmektedir. Farklı evrim süreçlerinin zamansal olarak yarattığı bu katmanlar, sanatçının doğal yaratım refleksi ve hayal gücüyle birleştiğinde gerçeküstü ve fantastik eserlere dönüşüyorlar.

   Sanıldığı Gibi Değil    Uygarlığın oluşturduğu gündelik davranış ve yaşantı biçimleri ile kendini gösteren, insan ve bilinci arasındaki farklılığın eleştirel temsillerini gerçekleştiriyor. Günümüzde bedenin giderek nesneleştirilmesi ve ortak yaşam içindeki ‘kimlik sorunu’, ‘bireyleşme’ gibi varoluş problemleri ve sosyal ön kabuller, beden/bilinç ikiliğini ortaya koydukları gibi, sürecin doğallaşmasını da sağlıyor.

Sanıldığı Gibi Değil

Uygarlığın oluşturduğu gündelik davranış ve yaşantı biçimleri ile kendini gösteren, insan ve bilinci arasındaki farklılığın eleştirel temsillerini gerçekleştiriyor. Günümüzde bedenin giderek nesneleştirilmesi ve ortak yaşam içindeki ‘kimlik sorunu’, ‘bireyleşme’ gibi varoluş problemleri ve sosyal ön kabuller, beden/bilinç ikiliğini ortaya koydukları gibi, sürecin doğallaşmasını da sağlıyor.

   Kayıt    Sergi, farklı disiplinlerde üretim yapan sanatçıların “kayıt” ve “kaydetme” pratikleri üzerinden bireysel ve sosyal hafızanın çağdaş sanat içindeki görünümüne dair bir bakış denemesine odaklanıyor. Güncel dünyadaki kurgu-gerçek ile fizik-gerçek arasındaki çizginin giderek silikleşmesi sonucu bilincin tersyüz olması, sergiye gelen izleyiciler üzerinde de kendini gösterme amacı güttü.

Kayıt

Sergi, farklı disiplinlerde üretim yapan sanatçıların “kayıt” ve “kaydetme” pratikleri üzerinden bireysel ve sosyal hafızanın çağdaş sanat içindeki görünümüne dair bir bakış denemesine odaklanıyor. Güncel dünyadaki kurgu-gerçek ile fizik-gerçek arasındaki çizginin giderek silikleşmesi sonucu bilincin tersyüz olması, sergiye gelen izleyiciler üzerinde de kendini gösterme amacı güttü.

   Yeni Algı - Beden ve Sınırlar    Kocakaya’nın son dönem çalışmalarını içeren sergi, sanatçının tepkisel dışavurumlarını kendi bedeni üzerinde kurguladığı durumlara dönüştürmektedir. Sibel Kocakaya’nın resim, fotoğraf ve video çalışmalarından oluşan kişisel sergisi bireyin içinde bulunduğu durumlar üzerinden ruhsal eylemlerinin ve bedensel tepkilerin dışavurumuna odaklanmıştır. Sanatçı çalışmalarında kendi bedenini model olarak kullanırken yüz ifadelerini de yok ederek kimliksiz yeni bir beden üretmektedir.

Yeni Algı - Beden ve Sınırlar

Kocakaya’nın son dönem çalışmalarını içeren sergi, sanatçının tepkisel dışavurumlarını kendi bedeni üzerinde kurguladığı durumlara dönüştürmektedir. Sibel Kocakaya’nın resim, fotoğraf ve video çalışmalarından oluşan kişisel sergisi bireyin içinde bulunduğu durumlar üzerinden ruhsal eylemlerinin ve bedensel tepkilerin dışavurumuna odaklanmıştır. Sanatçı çalışmalarında kendi bedenini model olarak kullanırken yüz ifadelerini de yok ederek kimliksiz yeni bir beden üretmektedir.

   Hotel Italia    Hotel Italia sergisinin sanatçı ve küratörleri, bir zamanlar kasıtlı olarak Italia adı ile ‘onurlandırılmış’ bu otelin ancak kültür ve sanatın iyileştirici özelliği ile dönüştürülebilirliğini düşünerek sergiye bu ismi verdiler. Serginin odak noktası ‘Hotel Italia’ ziyaretçilerine -son zamanlarda sivil itaatsizlik ve politik merkez yoksunluğu yaşayan İtalyan ulusunu çağrıştırarak- sadece otel odalarının duvarlarından oluşan bir labirentte asılmış eserleri görme şansı değil, aynı zamanda onları ait olduğu yerden koparılmış beyaz galeri duvarlarında görme imkânı sağlıyor ve bu durum, otelin sıra dışı ve geçici ‘misafirlerinin’ akıllarını karıştıracak gibi görünüyor. Ayrıca sosyo - politik anlamda dengesi bozulan İtalyan toplumunun farklı coğrafyalardaki temsili direnişini sembolize ediyor.

Hotel Italia

Hotel Italia sergisinin sanatçı ve küratörleri, bir zamanlar kasıtlı olarak Italia adı ile ‘onurlandırılmış’ bu otelin ancak kültür ve sanatın iyileştirici özelliği ile dönüştürülebilirliğini düşünerek sergiye bu ismi verdiler. Serginin odak noktası ‘Hotel Italia’ ziyaretçilerine -son zamanlarda sivil itaatsizlik ve politik merkez yoksunluğu yaşayan İtalyan ulusunu çağrıştırarak- sadece otel odalarının duvarlarından oluşan bir labirentte asılmış eserleri görme şansı değil, aynı zamanda onları ait olduğu yerden koparılmış beyaz galeri duvarlarında görme imkânı sağlıyor ve bu durum, otelin sıra dışı ve geçici ‘misafirlerinin’ akıllarını karıştıracak gibi görünüyor. Ayrıca sosyo - politik anlamda dengesi bozulan İtalyan toplumunun farklı coğrafyalardaki temsili direnişini sembolize ediyor.

   Grigori    Pasifleştirilen toplumlarda zamanla bireyler hareketsiz homojen yapılara dönüşmektedir. Küçük reaksiyonlar ile bu edilgen yapı değiştirilmeye çalışılsa da kemikleşmiş sistem yüzünden hareket etmek zorlaşmaktadır. Bu yapılanmalar içerisinde oluşan bozulmalar ve çözümlemelerin sonucunda varoluşsal olarak birey, içinde yaşadığı topluma dair aidiyet duygusunu yitirir.

Grigori

Pasifleştirilen toplumlarda zamanla bireyler hareketsiz homojen yapılara dönüşmektedir. Küçük reaksiyonlar ile bu edilgen yapı değiştirilmeye çalışılsa da kemikleşmiş sistem yüzünden hareket etmek zorlaşmaktadır. Bu yapılanmalar içerisinde oluşan bozulmalar ve çözümlemelerin sonucunda varoluşsal olarak birey, içinde yaşadığı topluma dair aidiyet duygusunu yitirir.